Karaman’da son yılların en büyük mağduriyetlerinden biri, bugün gelinen noktada neredeyse bir bilmeceye dönüştü. Ortada milyonlarca liralık zarar, binlerce kayıp ürün, onlarca mağdur var… Ama net bir cevap yok. Sadece söylentiler, WhatsApp mesajları ve kulaktan kulağa yayılan “gelecek” vaatleri.
2025 yılının son günlerinde B.Ç.’ye ait Bosch bayisiyle ilgili ortaya atılan dolandırıcılık iddiaları, ilk günlerde Karaman gündemini adeta kilitledi. Yerel basın olayı yakından takip etti, mağdurlar konuştu, savcılığa suç duyuruları yapıldı. Ancak zaman geçtikçe yüksek sesli isyan, yerini fısıltılara bıraktı. Bugün süreç, yalnızca mağdurların kendi arasında kurduğu WhatsApp gruplarında dönen mesajlarla ilerliyor.
Gruba düşen “Bosch Genel Merkezi ürünleri karşılayacak” iddiaları, adeta yangına benzin döktü. Bazı haber siteleri, bu söylentileri “ürünler geri verilecek” başlığıyla servis etti. Ancak ortada ne Bosch’tan yapılmış resmi bir açıklama vardı, ne de somut, herkesin gözleri önünde gerçekleşen bir teslimat.
İddialara göre ürünlerini teslim aldığını söyleyenler vardı. Fotoğraflar paylaşıldı, “bana geldi” denildi. Ama bu teslimatlar bir türlü görünür olmadı. Soran susturuldu, sorgulayan gruptan çıkarıldı iddiaları konuşulmaya başlandı. “Beklemede kalın, güvenin” cümlesi ise adeta ezberletildi.
BOSCH GENEL MERKEZİ: ÜRÜN GÖNDERMEDİK
Bu nedenle 22 Ocak Perşembe günü Bosch Genel Merkezi’nin 444 6 333 numaralı çağrı merkezini aradım. İlk görüşmede yetkili, konuyla ilgili bilgi veremeyeceğini, bir kayıt oluşturup geri dönüş yapılacağını söyledi. Kayıt alındı.
Bir gün sonra, 23 Ocak Cuma günü, aynı numara üzerinden Bosch Genel Merkezi’nden arandım. Konuyu net bir şekilde sordum:
“Karaman’daki mağduriyetle ilgili Bosch Genel Merkezi ürün gönderdi mi?”
Aldığım cevap son derece açıktı:
“Bosch Genel Merkezi olarak Karaman’a bugüne kadar hiçbir ürün göndermedik. Konuyu bayiye ilettik, çözeceklerini söylediler. Bizim tarafımızdan yapılan bir işlem yok. Ürün de göndermedik, göndermeyeceğiz.”
Bu cevabı WhatsApp gruplarında dönen iddialarla birlikte tekrar sordum. “Sizin adınız kullanılıyor, bunu haberleştireceğim” dedim. Yanıt değişmedi. Aynı netlikte tekrarlandı:
“Bosch Genel Merkezi’nin bu yönde bir çalışması yok.”
Bu noktada ortada çok ciddi bir çelişki var. Bir tarafta “kesin geliyor”, “birçok kişiye teslim edildi” diyen WhatsApp grupları… Diğer tarafta ise adının kullanıldığını açıkça reddeden Bosch Genel Merkezi.
Gazeteci Adem Demirel’in de ulaştığı grup yöneticileri, Bosch’un süreci perde arkasından yürüttüğünü savundu. Demirel köşesinde, kurumsal firmaların hukuki gerekçelerle sessiz kalabileceğini vurguladı. Bu değerlendirme kıymetlidir. Ancak Karaman’daki tablo, sessizliğin ötesinde bir muammaya dönüşmüş durumda.
Çünkü burada sorun sadece açıklama yapılmaması değil; bilgi kirliliğiyle mağdurların umutlarının yönetilmesi. “Yalan yanlış bilgiyle avunmak”, mağduriyetin ikinci perdesidir.
Atalar boşuna dememiş: “Şüphe, aklın kapısını aralar.”
Bugün Karaman’da sorulan sorular son derece meşru:
- Bosch gibi küresel bir marka neden adı kullanılırken susar?
- Ürünler neden gizli saklı teslim edilir?
- WhatsApp gruplarında bu özgüven nereden gelir?
- Eğer “Bosch Genel Merkezi ürün verecek” söylemi doğru değilse, bundan kim nemalanır?
- Ve en önemlisi: Mağdurlar neden net bir bilgiyle muhatap olmaz?
Milyon liralık zarardan, binlerce üründen söz ediliyor. İnsanlar birikimlerini, umutlarını bu bayiye teslim etti. Bugün gelinen noktada mağduriyet kadar, belirsizlik de can yakıyor.
Bir söz vardır: “Karanlıkta bırakılan her şey, söylentiyle büyür.”
Karaman’da yaşanan tam olarak budur.
Bu işin çözülmesi, elbette hepimizin ortak temennisi. Ancak gelinen aşamada, mağduriyetin giderilmesinden önce, soru işaretlerinin giderilmesi şarttır. Bir resmi açıklama, bir net duruş, bir şeffaflık… Belki de her şeyin ilacı budur.
Aksi halde bu mesele, Karaman’ın hafızasında “dolandırıcılık”tan çok, cevapsız bırakılmış bir bilmece olarak kalacaktır.









