Karaman’da 300 milyon liralık dolandırıcılık iddiası konuşuluyor.
300 milyon!
Bizim hikaye şöyle başlıyor aslında, hani vardı ya Kemal Sunal'ın bir filmi;
+"Babanız ne iş yapar?"- "Babam süt satışı yapar, 30 kilo alır, 100 kilo satar"+ "O Nasıl Oluyor?" -"Valla sular kesilmezse bal gibi oluyor"
Anladınız siz...
Yani şöyle anlatmak gerekiyor;
Bu rakamla Karaman’ın su problemini büyük oranda çözersin...
Olayın adresi de öyle merdiven altı bir yer değil.
Koca koca harflerle yazılmış BOSCH tabelası.
Hani şu reklamlarında “Alman disiplini”, “ömürlük kalite”, “asla yarı yolda bırakmaz” diyen marka.
Meğer yarı yolda bırakmıyormuş…
Direkt indirip kenara park ediyormuş.
Güvence Vardı da Nerede Kaldı?
Vatandaş diyor ki:
“Biz bu mağazadan alışveriş yaparken Bosch güvencesini baz aldık.”
Haklı.
Zaten Bosch’tan tost makinesi alırken bile insan kendini güvende hissediyor.
Bu kadar para söz konusuyken kim düşünür “acaba bayi sabah buhar olur mu?” diye?
Ama iş ciddileşince Bosch Genel Merkezi’nden gelen cevap tam bir klasik:
“Bayii ile sizin aranızdaki bir problem.”
Yani Bosch’un tercümesiyle:
– Tabela bizim
– Reklam bizim
– Güven algısı bizim
– Ama sorun sizin
Bu ne biçim ortaklık?
Kazançta evlilik, zararda ayrılık protokolü.
Üç Maymunun Alman Versiyonu!
İddialar büyük, mağdur çok, para uçmuş.
Bosch cephesi ise adeta kurumsal yoga modunda:
Sessizlik, dinginlik, iç huzur…
He yoga demişken, şundan bahstemesek de olmaz tabi;
HİNT VERSİYONU: MAHATMA GANDİ
KARAMAN USULÜ: İNDİRE(GANDİ)
Ne bir güçlü açıklama,
Ne “biz bu işi araştırıyoruz” cümlesi,
Ne de “müşterimizi yalnız bırakmayız” refleksi.
Herhalde Almanya’dan bakınca Karaman haritada "TINNE" (yok)
Daha Önce Olmuş… Olmuş da Olmuş
Vatandaş diyor ki:
“Daha önce de benzer olaylar yaşandığını duyduk.”
E madem olmuş,
O zaman sormak lazım:
Bu markanın ‘olur da bayimiz batarsa müşteriyi kurtaralım’ diye bir planı yok mu?
Mesela bir kenarda dursa:
“Mağdur Müşteri Acil Destek Fonu”
Ya da daha samimi bir isimle:
“Bayi Bizi Yaktı Havuzu”
Yoksa sistem şu mu:
Bayi kazanırken Bosch,
Bayi batarken yalnızca tabela?
Tabela Yerinde, Güven Yolda Kaldı
En ilginç tarafı ne biliyor musunuz?
O dükkanın tabelası hâlâ orada.
Işıkları yanıyor.
Bosch logosu pırıl pırıl.
İnsan bakınca sanıyor ki içeride her şey yolunda.
Meğer içeride sadece sorumluluk yokmuş.
Bu da yeni bir pazarlama modeli herhalde:
“Görünüşte güven, pratikte geçmiş olsun.”
Marka Olmak Tabelayla Olmuyor
Vatandaş bugün dükkân önünde.
Parasını istiyor, hakkını arıyor.
Bosch ise uzaktan izliyor.
Ama şunu unutmasınlar:
Marka olmak sadece kaliteli ürünle olmaz.
Zor günde müşterinin yanında duramıyorsan,
O tabela sadece ışıklı bir metal parçasıdır.
Fuzuli'nin ne güzel sözü var, vatandaşların gözlerinden okunuyor.
"NE SENDEN RÜKU ARTIK, NE BENDEN KIYAM
SELAMÜNALEYKÜM-ALEYKÜMSELAM"
Kısacası şunu söylüyorum, George Orwell'a "GEL DE SİSTEM GÖR, ASIL 1984 BURADA..."
Not: Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!









