Devletin dar gelirli vatandaşlar için umut kapısı olarak kurduğu TOKİ sistemi, zamanla “uyanıklar”ın oyuncağına dönüştü. Gerçek gariban hâlâ sırada bekliyor; ama sıra bir türlü ona gelmiyor...
Çok şey yazılabilir bu konuda, çok şey söylenebilir, çok yorum yapılabilir.
Ama ben bazen şu iki kelimenin — garibanlar ve TOKİ’ler — bağlantısını çözmekte gerçekten zorlanıyorum. Kafamda acaba bu iki kelime yan yana geliyor mu diye soru işaretleri oluyor.
Devletin dar gelirli vatandaşlar için kurduğu bu sistem o kadar kötüye kullanılmaya başlandı ki, artık çözümün kalmadığına inanır oldum.
Mesela TOKİ’den ev alıp kısa sürede satan vatandaşlar var. “Neden satıyorsun?” diye sorduğunda, “Fazlalık, ne yapayım.” cevabını veriyor.
Peki ya kiraların altında ezilen insanlar ne olacak diyorsun, burun kıvırıyorlar.
Bugün Karaman’da ortalama ev kiraları 15 bin TL bandında.
Asgari ücret 22.104 TL, memur maaşları ise ortalama 50 bin TL civarında. Asgari ücretli zaten elindeki maaşı ile alması mümkün değil. Peki ya memur?
Bir memura “Siz alamıyor musunuz?” diye sorduğunda, “Nasıl alalım? Küçücük Karaman’da bile millet 4-5 milyondan ağzını açıyor’’ diyor.
Karaman küçük bir il, Büyükşehir değil. Büyükşehir olmayan bir yerde ev fiyatları bu tarz hayali rakamlara ulaşıyorken, büyükşehirler ve metropoller galiba Allah’a emanet!
Geçtiğimiz günlerde bir yetkiliyle konuşmuştum. “Evi olana ev çıkıyor. Bu durumun önüne geçilmiyor mu?” diye sordum.
Cevabı netti:
“Devlet olarak biz tamamen resmi ilerleriz. Üzerinde ev kayıtlı olanı eleriz, evi olmayanlara öncelik veririz.” Dedi. O gün beynimin doruklarında ‘FIRSATÇI’ kelimesi yankılandı.
O an düşündüm. İnsan kelime olarak ne anlama gelir?
Yaratılış itibarıyla sistematik, vicdanlı ve akıllı bir varlık olan insan neden bu kadar kolay yoldan şaşabiliyor? Neden olmayana verileceği ortamda kendisine fırsat yaratıyor. Neden 'HEP BENCİLİK’ oynuyor.
Geçtiğimiz yıl 8. TOKİ’de karşılaştığım genç bir delikanlıyı hatırlıyorum. Henüz 18’lerinde… TOKİ’den ev sahibi olmuş. Diyorsun kendi kendine, devlet 18 yaşındaki gencini bile ev sahibi yapıyor. ‘’Helal olsun’’ sonra evi sattığını söyledi. Merak ettim, sordum: “Niye satıyorsun, bir daha böyle bir evi alabilir misin?” diye
Cevabı pes dedirtti:
“Babamın üç evi daha var, ben motosiklet alacağım.”
Motosiklet! Evet, yanlış duymadınız: motosiklet!
Bu ülkede insanlar asgari ücretle geçinmeye çalışıyor.
Aldığı maaşın 15 bin lirasını kiraya veriyor, kalan 7 binle ay sonunu getirmeye uğraşıyor.
Bu insanlar için TOKİ bir umut kapısı. Ama o kapıdan geçenlerin bir kısmı, garibanın elinden fırsat çalan “uyanıklar” haline geldi.
Sonuç mu?
Üzerinde evi olan bir başkası, yine bir garibanın hakkını alıyor bu sistemde.
Peki ya o garibanlar?
Hâlâ umutla bekliyorlar: “Belki bu sefer bizim de yuvamız olur…” diye
Ama o doyumsuzluk, o açgözlülük bitmediği sürece, o ev sana zor gelir be emekçi kardeşim.
Şimdi de aç gözlü fırsatçılar sardı memleketi.
Sanırım her şey netleşti kafamda: Size de şu soruyu sorayım?









