KOLAY PARA, HİÇBİR ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR...
İnsanlar konuşur bazen, gençler şöyle gençler böyle bilmem ne diye, sahi gençlere hiç soruyor musunuz? Siz nasılsınız? Durumunuz nasıl diye. Ve şu cümlelerle başlamak istiyorum; KOLAY PARA, HİÇBİR ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR...
Karaman’da son bir ayda yaşananlar, artık “olağan” diyerek geçiştirilemeyecek kadar ağır ve düşündürücü. Daha önce pek alışık olmadığımız manzaralara tanıklık ediyor, her geçen gün içimizi yakan yeni haberlerle sarsılıyoruz.
Türkiye, yalnızca ekonomik bir çöküşten değil, ondan belki de daha yıkıcı olan derin bir sosyal çürümeden geçiyor. Büyükşehirlerde başlayan ahlaki ve toplumsal kopuş, artık Anadolu’nun kalbine kadar sirayet etmiş durumda. Sanal kumar, uyuşturucu, ekonomik baskı, gelecek kaygısı, yalnızlık ve umutsuzluk… Tüm bu etkenler, özellikle gençleri görünmez bir çıkmaza sürüklüyor.
2020’lerin Türkiye’sinde birçok şey değişiyor. Ama ne yazık ki bu değişim, toplum yapımızda sağlıklı bir dönüşüm değil; aksine sessiz ve tehlikeli bir çözülme şeklinde ilerliyor. Gencecik insanların hayatını kaybetmesi, bu çözülmenin en acı sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Karaman’da sadece son bir ayda, nedeni net olarak bilinmeyen 5 ölüm yaşandı:
- 19 Ocak: Abdullah Kavukçu
- 22 Ocak: Mehmet Badan
- 26 Ocak: Mehmet U.
- 30 Ocak: Recep Sayhan
- 2 Şubat: İbrahim Kızıl
Bu sadece tespit edebildiklerimiz… Ya kayıtlara geçmeyenler ya sessiz sedasız toprağa verilenler? Kim bilir daha kaç acı hikâye var karşımızda.
Üstelik mesele yalnızca bu ölümler de değil. Karaman’da son dönemde kardeş kavgaları, anlamsız sebeplerle işlenen cinayetler, uyuşturucu kullanımı ve ticareti, artan şiddet olayları ciddi biçimde dikkat çekiyor. İnsan ister istemez şunu soruyor:
Küçücük bir şehirde tablo buysa, metropollerde durum kim bilir ne halde?
Peki Çözüm Var mı?
Elbette var. Ama bunun için samimi, kararlı ve bütüncül bir mücadele gerekiyor.
Karaman Valiliği bünyesinde her ay İl İntihar Önleme Kurulu toplantılarının yapıldığı ifade ediliyor. İl Sağlık Müdürlüğü ile Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri hizmet veriyor. Alanında uzman, değerli psikologlar görevlerinin başında.
Ancak ortadaki tablo, bu çalışmaların daha güçlü, daha görünür ve daha yaygın hale gelmesi gerektiğini açıkça gösteriyor.
Çünkü her intiharın, her sosyal çürümenin, her patlayan öfkenin arkasında mutlaka derin bir psikolojik kırılma yatıyor. Görmezden gelinen travmalar, bastırılan duygular, yalnız bırakılan gençler…
Burada sayın valimize, sayın milletvekillerimize ve sayın belediye başkanımıza çok iş düşüyor. Bununla ilgili çalışmalara daha ağırlık verilmeli. Önce insan yaşamalı, sonra şehir.
Bu toprakların gördüğü en büyük alimlerin başında gelen Şeyh Edebalı’nın da dediği gibi ‘İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN’
Bugün konuşmazsak, yarın çok daha ağır bedeller ödeyeceğiz.
Artık bu şehirde, “Bir can daha gitmeden ne yapabiliriz?” sorusunu yüksek sesle sormanın zamanı geldi. Sessiz çığlıkları duymak, geç kalmadan harekete geçmek zorundayız.
Çünkü kaybettiklerimiz sadece insanlar değil; geleceğimiz.









